SOSYAL AĞLAR

Gülay Savaş

Gülay Savaş

İnsan mı Teknolojiye, Teknoloji mi İnsana Hizmet Ediyor?

İnsan mı Teknolojiye, Teknoloji mi İnsana Hizmet Ediyor?

İnsan mı Teknolojiye, Teknoloji mi İnsana Hizmet Ediyor?

Teknoloji dendi mi yazılım ve donanım anlaşılır.  Bilgisayarın 1946’da dünyada icadı arda ortaya , Türkiye’de  1980’lerde Teknolojinin hayatımıza girmesinden bu yana dünya da birçok şey değişti.

 

Bilgiye ulaşmak için kütüphane kütüphane dolaştığımız, gazete ve dergilerden derleye çalıştığımız bilgiler ile ödevlerimizi yapardık. Televizyonun bizim evimize girmesi 1970’leri bulmuştu. İlk seyrettiğimiz filmler hatta siyah – beyazdı. Renkli bile değildi. Telefon görüşmelerimiz için de elimizde bir jeton ile kulübelere  gitmemiz gerekirdi

İlk internetin 1993’te, bir de üstüne cep telefonunun 1994’te hayatımıza girmesi ile her şey değişmeye başladı.

Bugün avucumuzun içindeki ufacık bir aletten tüm dergi ve gazetelere, filmlere (üstelik renkli J ), videolara, eğitim kaynaklarına, araştırmalara vb. dünyanın tüm bilgisine ulaşabiliyoruz.

Yolda kaybolursak telefona soruyoruz, nöbetçi eczane arıyorsak ona soruyoruz, bir konuda uzman arıyorsak ona soruyoruz, bir konuyu öğrenmek istiyorsak eğitim videolarına başvuruyoruz ve ona soruyoruz. Yani aradığımız, ihtiyacımız olan tüm bilgi biz ona ulaşmaya çalışmadan, artık kolaylıkla ayağımıza geliyor.

Yukarda sıraladığım örnekler bireysel kullanımımızdan örneklerdi. Kurumsal kullanımda ise muhasebe vb işlemleri yaptığımız Excel veya basit diğer yazılımların ötesine geçip, şirketlere bu bilgi teknolojileri ile anlık ciroyu, kısmi ve bütünsel verimliliği, en karlı ürün-müşteri bilgilerine demografik olarak ulaşabilecekleri; kısaca  büyük veriler üreterek büyük resmi anlık görmeyi sağlayan birçok imkan sunmaktadır.

Doğru ve verimli şekilde kullanıldığında her şeyin yarar, fazlasının zarar olduğu gibi teknoloji de doğru ve yerinde, fayda bazlı kullanılmazsa, ve de bir de aşırıya kaçarsak zarar verir ve bağımlılığa sebep olur.

Bilmediğimiz şeyi yönetemeyiz, yönetemezsek de kayboluruz!

Yaşam içerisinde insan, fiziksel, sosyal, duygusal ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayamaz ve bunları bastırırsa, bilinçaltının desteği ile bilinçsizce üretilen savunma mekanizmalarının (stres, endişe, çaresizlik, depresyon, apati vb.)    bir kaçışı olarak bağımlılıklar geliştirir.

Adına ister teknoloji,  ister de İnternet ya da cep telefonu bağımlılığı ya da madde bağımlılığı diyelim; sonuçta bağımlılık; bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek; veya bir başka iradenin tahakkümü altına girme durumu olarak tanımlanır.  Psikolojik bağımlılık ise; bireylerin, kendilerinin ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar vermesine sebep olan, belirli bir eylemi yinelemeye yönelik, önüne geçilemez bir istek duymaları halidir.

Bağımlığın, maddesel, davranışsal ve hücresel mekanizmalarda olmak üzere farklı bileşenleri vardır. Medya (bilgisayar, internet, video oyunu)  bağımlılığı ise psikolojide davranışsal bağımlılıklar arasında tanımlanmaktadır. Sonuçta gördüğümüz gibi teknoloji ya da internet bağımlılığı, bağımlılığın davranışsal bileşenidir ve alkol, uyuşturucu, seks bağımlılığı gibi beyinde aynı ödül merkezini tetikleyerek, dopamin salgılanmasına sebep olur ve kısa süreli haz hissi verir. Yani kişinin bağımlılığı olan tüm maddelere karşı gösterdiği aynı tepkiyi beyin internet/teknoloji için de gösterir.

Yukarda saydığım örneklerde olduğu gibi teknolojiyi hayatımızı kolaylaştırmak için kullanırsak, teknoloji bize hizmet eder; aşırıya kaçar, gözümüzü ondan ayırmazsak bizler teknolojiye hizmet eder hale geliriz.

Burada en sevdiğiniz haber sitelerini kontrol etmek, Facebook durumunuzu güncellemek veya Candy Crush Saga oynamak için internete giriş yapmanız, sizin internete bağımlısı olduğunuz anlamına gelmez. Fakat genellikle cep telefonları üzerinden kullanılan bu internet meşguliyeti;

  1. İlişkilerinize müdahale ediyorsa;
  2. İletişiminizde sorunlara sebep ediyorsa
  3. Bulunduğunuz iş, ders, toplantı, yemek, etkinlik vb ortamlarda kendinizi internetten alıkoyamıyorsanız
  4. Her bip-dit bildirim sesine karşılık otomatikman elinize cep telefonunuzu alıyor, bakıyor ve cevap veriyor, yani kısacası kendinizi içinde bulunduğunuz ortam ve koşul ne olursa olsun cep telefonunuzdan / internetten AYIRAMIYOR, bu eylemi yinelemeye yönelik önüne geçilemez bir istek duyuyorsanız, SİZ İNTERNET / TEKNOLOJİ BAĞIMLISI olmuşsunuz demektir!

Bizim ülkemizde teknoloji, bilgi teknolojisi vb tanım kavramlar daha çok küçük bir kesim tarafından bilimsel olarak anlaşılıyor, biliniyor ve yönetilebiliyor olduğundan, böyle bir bağımlılıkla ilgili bir çalışma da maalesef yok. Fakat dünyada özellikle Güney Kore ve Çin gibi ülkelerde bu durum ciddi bir sağlık riski olarak sınıflandırılmış ve istatistiki araştırmalar yapılmış.

Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’da yapılan internet bağımlılığı araştırmaları, bu bağımlılığın yaygınlık oranının tüm nüfus içerisinde % 8,2 hatta bazı bölgelerde ise %18,5 kadar olduğunu göstermiştir. Amerika’da yapılan araştırmalarda ise

  • Her 3 ayda bir internet kullanıcı sayısında % 25 artış olduğu
  • İnsanların yaklaşık % 9’unun interneti gereksiz kullandıklarını patronlarından, arkadaşlarından ve ailesinden saklamaya çalıştığı
  • İnsanların % 6’sının yaşadığı ilişkilerinde, tarafların internette çok fazla zaman geçirdiklerinden dolayı sorun yaşadıkları
  • İnsanların %8’inin interneti problemlerinden kaçmanın bir yolu olarak kullandıklarını
  • insanların% 13.5’inin internetten birkaç gün uzak tutulursa, online (çevrimiçi) olamamakla mücadele edeceğini gözlemlenmiştir.
  • insanların % 61’i i internete bağımlı olduklarını düşündüklerini belirtmişler.
  • % 39’u ise, eğer isterlerse bugün interneti kullanmaktan vazgeçebileceklerini söylemişlerdir.

Kısacası, bilgi teknolojilerinin bize sağladığı imkanları kullanırsak oturduğumuz yerden tüm elektronik cihazları yönetebilir, işlerimizi takip edebilir, zaman – toplantı programlarımızı yapabilir, binlerce çalışanı olan şirketlerimizi bile cep telefonları üzerinden anlık olarak yönetebilir, uluslar arası tüm işlerimizin takibini yapabiliriz.

Aşırıya kaçar, teknolojiyi nerede  nasıl kullanacağımızı bilmez, bu bilimin (Teknoloji Bilimi ya da Bilgi Teknolojileri)  eğitimini almadan bilinçsizce kullanmaya kalkarsak da kayboluruz. O yüzden ciddi bir şekilde K12 döneminden (ilkokul-ortaokul-lise) başlayarak, bilgi teknolojilerinin eğitim sistemimize entegre edilmesi, programlama dersleri ve teknoloji laboratuarları imkanları ile meslek sahibi olmadan evvel her gencin teknoloji okur-yazarlığının olması gerekmektedir.

Yorum yapmak için tıklayın.

Sen de Fikrini Paylaş

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha İlginç Yazılar: Eğitim & Teknoloji

Gülay Savaş

İ.T.Ü. Makina Fakültesi'ni bitiren Gülay Savaş, 1990 yılında aynı üniversitede Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Mühendisliği, Sistem Analistliği departmanında masterını tamamlamış, akabinde aynı bölümde yaptığı “Yapay Sinir Ağları ile El Yazısı Karakterlerinin Tanınması" tezi ile 2000 senesinde Dr. Müh. ünvanını almıştır. Daha fazla..

Dikkat Çekenler

YUKARI